Beykoz Çayırı'nda Cazbant - Yıl 1931

Yazı Boyutu
  • a
  • a
  • a
Okuma Modu

1.Dünya Savaşı’nın yarattığı kültürel devrim, cazın ABD’den dünyaya yayılmasını sağladı. 1920’lerde İstanbul, ilk “cazbant”, yani caz orkestralarıyla tanışmıştı. Fotoğraf 1931 yazında Beykoz Çayırı’nda çekilmiş. İstanbul’da ilk kez duyulmasının üzerinden 10 yıl bile geçmediği halde, cazın nasıl yayıldığını gösteren bir örnek.

1930’lar dünyada caz müziğinin altın çağı olmuştu. Scott Yanow, resimli müzik ansiklopedisi The Illustrated Encyclopedia of Music’de şöyle yazıyor: “1935-46 arası, gençlerin caz türü orkestraların eşliğinde dans ettikleri dönemdi. Bugünün pop müzikçilerinin yerini caz orkestraları işgal ediyordu.” ABD’nin New Orleans kentinde doğan Amerikan siyahlarının bu müziği, Avrupa’ya 20. yüzyıl başında gelmişti. 1.Dünya Savaşı, kıtadaki geleneksel kültürü bombalamıştı. Sanatı yeni ve cesur akımlar ele geçirmiş, Avrupalı gençler, ana babalarının “ilkel zenci müziği” dediği bu farklı sese kapılmışlardı.

İstanbul ise savaş bittiğinde işgal edildi ve Bolşevik Devrimi’nden kaçan Beyaz Ruslar’ın akınına uğradı. Kentteki Batı tarzı yaşam, Avrupa’daki bu yeni akımlardan hemen etkilendi. Cazın İstanbul’daki öncü isimlerinden ikisi, Rusya’dan göç etmişti. Ruslar Avrupa’da cazı ilk benimseyenler arasındaydı. Sonradan Sibirya’ya sürülecek olan Sovyet cazının babası Valentin Parnak (1981-1951) 1920’lerin başında Moskova’da caz yapmaya başlamış, hatta plak doldurmuştu.

Rahmetli İlhan Mimaroğlu, Caz Sanatı kitabında, Leon Avigdor adlı Türk vatandaşının 1920’lerde Paris’te duyup sevdiği cazı, bir Rus göçmenler birlikte İstanbul’da icra ettiğini yazar. Rus göçmen Nikolay (Kolya) Yakovlef, piyanisttir. Leon Avigdor da alto saksafon çalmayı öğrenir. Yanlarına bir davulcu ve bancocu alarak “Ronald’s” adlı bir kuartet kurarlar. 1925-26’da Union Française’de, Amerikan Sefareti partilerinde çalarlar. Ancak bu kuartet her şeyden önce bir dans orkestrasıdır; arada tango da çaldığı olur.

1925’te yayınlanan ilanlara bakıldığında, F. Thomas’ın yönettiği Maksim Restaurant’da bir cazbandın (caz orkestrasının) müzik yaptığı görülür. Gardenbar Geceleri ‘nin yazarı Fikret Adil’e göre, Amerikalı bir siyah olan Thomas, bir Rusla evlidir. Moskova’da işlettiği lokantasını devrimden sonra kapatmış, İstanbul’a gelip Maksim Gazinosu’nu açmıştır: “Gerçek anlamıyla caz takımını İstanbul, ilk olarak Maksim’de dinledi. Bu dinlenilen caz, ‘7 Palm Beach’ adını taşıyan ve yedi zenciden oluşan orkestraydı. Bunlar yolculuğa çıkmaya karar vermişler, masraflarını karşılamak için de bir orkestra yapmışlardı.