İstanbul'un Su Kültürü, Karakulak Suyu

Yazı Boyutu
  • a
  • a
  • a
Okuma Modu

Karakulak 18.yy. sonlarına kadar Dereseki'nin koyu kadife bir yamacını şeritleyen adsız bir su idi. Tokat köşkünün şimdi Çifte Çınarlar şeklinde adlandırılan yerdeki has ahırlarında bir çeşit postacılık ve muhaberecilik yapan Karakulak Ahmet Ağa'nın yakalandığı hastalığını geçiren bu suyun kâşifi olmuştur.

 
 
Suyun çıktığı ve döküldüğü topraklar Cennet isminde bir hanımın mülkü iken Ahmet Ağa bunlardan üç dönümlük bir yer satın alarak serseri suyu bir çeşmede toplamıştır. Ahmet Ağa'nın Bostancı başına bağlı bulunduğu teşekkülün bir vasfı olan 'Karakulak' adını alan çeşme sonra bu adı bütün bir semte vermiştir. Öyle ki, bu ad tarihi Dereseki adını bile gölgelemiştir. İstanbul'un ve Boğaz'ın Türk Çeşmesinde büyük rolü olan 'Dereseki' şimdi Ahmet Ağa'nın yakaladığı su ile adı büyük ve geniş muhite yayılan bir ün yapmıştır. Dereseki'nin Karakulak suyu mütehassısların raporuna göre dünyanın en iyi vasıflarını taşımaktadır.
 
I.Sultan Mahmut'tan beri bütün Osmanlı padişahları ve son halife Abdülmecid Efendiye kadar Karakulak suyu içerlerdi. Su, gümüş güğümlerde ağızları mühürlü olarak Osmanlı Saray'larına getirilirdi. Hıdivler, Mısır Kralı Fuat, oğlu ve Mısır Sarayı bu suyu içerdi.Karakulak Ahmet Ağa'nın mezarının baş tarafındaki hitabesinden I.Sultan Mahmut zamanında H.1145 (M.1741) yılında vefat ettiği anlaşılmaktadır.
 
Ahmet Ağa'nın yaptırdığı çeşme zaman içerisinde harap olmuştur. Bugün ayakta duran som mermerden çeşmeyi II.Sultan Mahmut yaptırmıştır. Çeşme H.1252 (M.1836) yılında yenilenmiştir.